Kar Dendiğinde Aklıma Bu 3 Şehir Geliyor | Oğuz Kuş
İçerik pazarlama ve çeşitli dijital iletişim konuları üzerine kahve sohbeti...

    Kafa açıcı şeyler okumak ister misin?

    Mail adresini bırak, düzenli aralıklarla dijital medya, içerik pazarlama ve bu dünyanın ayrılmaz bir parçası olan kahve hakkında yeni içerikler mail kutuna düşsün!

    Önemli not: Mail listesine üye olarak kullanıcı sözleşmesini kabul etmiş sayılırsınız.

Kar Dendiğinde Aklıma Bu 3 Şehir Geliyor

Gündelik, 07 Ocak 2017

Türkiye’de kar her yıl yağıyor fakat büyük şehirlere yağacağı zaman olay çıkıyor biliyorsunuz. Dün eve gelirken İstanbul’da kar az az atıştırmaya başlamıştı. Sonra pencereden dışarı ilk bakışımda habercilerin sık sık kullanarak bıkkınlık getirdiği deyimle anlatmak gerekirse ortalığı “beyaz bir örtü kaplamıştı.”

Doğruyu söylemek gerekirse yağmurun sesiyle hiçbir zaman rahatlamadım (rahatlayan arkadaşlar için), sempatiyle yaklaştığım durum hep soğuk ve karlı hava oldu. Marmara Üniversitesi’nde lisans okuduğum zamanlar, değerli hocam Kayıhan Güven her kar yağdığında sokağa çıkmamızı tembihlerdi. Galata Kulesi’ne, İstiklal Caddesi’ne, eski İstanbul’a… Kars’a götürürdü bizi Doğu Ekspresi’yle, tam Almanya’ya gitmek üzere olduğum için bu seyahate katılamadım ama sonrasında çektikleri fotoğraflar karı ve soğuk havayı hep gözümde sevilmesi gereken bir şey gibi gösterdi. O gün bugün kar, gözümde hep bilgiyi, öğrenmeyi çağrıştırır. Şans o ya! Kars’a gidemedim ama yolum sonrasında hep soğuk ülkelere düştü.

Artık kar dendiği zaman aklıma belli başlı ülkeler geliyor, kışın gidilmesi gereken ülkeler… Kimisinde Haziran’da bile karla karışık yağmura tanık oldum fakat şöyle dolu dolu yağan bir karın yerini tutmuyor tabi. Bu ülkelerde kimi şehirler kar yağdığında daha bir güzel oluyor. Ben şehir yaşamından kopamıyorum. O sebeple dağın başındaki küçük şehirlerden bahsetmeyeceğim. Hem kahvemi içeyim hem karın tadını çıkarayımcılar için hazırladığım listemi sizlere sunuyorum.

#1 Tallinn, Estonya

Kaynak: Estonian World

Estonya’ya bir iki sefer gittim. Ucuz ve kompakt bir ülke. Bir tarafında baş belası olarak gördükleri Rusya var. Diğer tarafında eski dostları Letonya ve kuzeyinde Tallinn’den kısa bir feribot seferiyle gidebileceğiniz öykünmelere doyamadıkları Finlandiya… Estonya, dijital dünyada gerçekleştirmiş olduğu dönüşüm atılımlarından mıdır bilmem hep gitmek istediğim bir yer olmuştu.

Tallinn’e ilk gittiğimde de bu isteğim boşa çıkmadı. Kimsenin pek aklına gelmeyen bu ülkenin başkenti Orta Çağ’ı buram buram hissedeceğiniz bir eski şehire sahip. Şehrin dış taraflarında, her Baltık ülkesinde olduğu gibi, Sovyet etkisini hissetmek mümkün. Gündelik hayatta dijital dönüşümün kimi yansımalarına da rastlayabilirsiniz pek tabii.

Tallinn’de kar, rüzgarla birleştiği zaman kendinizi hemen kapalı bir yerlere atmak istiyorsunuz. Restoranlarında geyik eti bulabilirsiniz, hatta ayı eti de… Fakat ben bu soğukta, takip eden gün yataktan çıkamamış olsam da, deli gibi Pirita Sahili’nde dolaşmıştım. Durun, kapalı bir yerde zaman geçirseniz bile azımsanacak bir atmosfer içinde olmayacaksınız. Restoranlar ve kafeler gerçekten çok özgün tasarımlara sahip. İçinizi bir Orta Çağ havası sarabilir ya da tuvalette duvara asılmış bir kelebek koleksiyonu sizi şaşırtabilir.

#2 Varşova, Polonya

Kaynak: Instagram – @fall_in_love_with_warsaw

Varşova’ya, Tallinn’de olduğu gibi sunmuş olduğu huzur veren ve Orta Çağı yaşatan havası için gitmiyorum. Doğruyu söylemek gerekirse Varşova bana hiçbir zaman huzur vermedi. Doğal olarak hissetmiş olduğum huzursuzluk, II. Dünya Savaşı’nda bu şehrin tanık olduğu acılardan kaynaklanıyor. Fakat, her kar yağdığında içimi Varşova’ya tekrar gitme isteği sarıyor.

Varşova’ya gittikten sonra huzursuz ve bir dönem hakkında daha fazla bilgi sahibi olarak dönüyorum. Varşova, turistik faaliyetlerde bulunmaktansa biraz oturup düşündüğüm bir yer. Gitmeden bolca okuma yaptığım, gittiğimde de insanların ifadesiz yüzlerine şaşırmadığım bir yer.

Her iki adımda bir, büyük bir acının yaşandığı yerlerden geçmek, şehrin dört bir yanına dağılmış anıtların hikayesini okumak yıpratıcı olabiliyor. Varşova’nın dev yaya yollarına kar atıştırırken veya göğe uzanan sosyalist dönemden kalma blokların tepesine göz atarken kendinizi çok küçük ve önemsiz hissedebiliyorsunuz.

Fakat, Varşova bana yeni şeyler öğretiyor ve empati yeteneğimi geliştiriyor. Bu sebeple her kar yağdığında, karlı bir haftada ziyaret ettiğim Varşova’ya gitmek istiyorum. Gitmeyi düşünürseniz birkaç lokalle tanışmak Varşova’yı daha ilginç kılabilir.

#3 Helsinki, Finlandiya

Baltık Denizi’ndeki buzlar…

Helsinki’nin soğuğu gerçekten az önce saydığım iki ülkeden çok daha felaket. Devasa bir kar tabakası üzerinde yürüyorsunuz. Bazen, insanlar kayıp düşmesin diye kar tabakasının üzerine kauçuk benzeri parçacıklar atılıyor. Baltık Denizi’nde yatak büyüklüğünde buz parçaları yüzüyor. Fakat, Helsinki bu şartlara rağmen medeni şehirler kurulabileceğinin gösteryor. Zannediyorum, Helsinki’nin her karlı havada aklımdan geçiyor olması bununla ilgili bir durum.

Helsinki, haylice pahalı bir şehir. Fakat kesinlikle görülmesi gereken kahve dükkanları var. Bilgisayar oyunlarına adanmış bir müzeye ve sabahın köründe, tipi diyebileceğim hava şartlarında şortlarla koşan yardımsever vatandaşlara sahip. Hatta bazen, farklı türde bolca eldiven satılan sokak pazarlarına rastlamanız mümkün. Alkolün çok pahalı olması ve bira dışındaki her alkollü içeceğin özel dükkanlarda satılması da Avrupa’da ilk kez rastladığım bir durum.

Ayrıca Finlandiya’nın ülke olarak farklı denemelerde bulunması da ilgimi çekiyor. Herkesin malumu, ülkenin eğitim sistemi, sosyal devlet anlayışı ve dijital girişimler konusundaki tutumu sadece kar yağdığında değil çoğu zaman ülke hakkında bir şeyler okumamı sağlıyor.

Gündelik konularda yazmaya uzun süredir ara vermiştim. Bu karlı havada beynimin farklı bir bölümünü çalıştırmak iyi geldi. Bunun benzeri birkaç gönderi daha hazırlayacağım. Bu arada her ayın sonunda gönderdiğim e-postlardan almak isterseniz, e-posta listesine üye olmayı unutmayın.

    Kafa açıcı şeyler okumak ister misin?

    Mail adresini bırak, düzenli aralıklarla dijital medya, içerik pazarlama ve bu dünyanın ayrılmaz bir parçası olan kahve hakkında yeni içerikler mail kutuna düşsün!

    Önemli not: Mail listesine üye olarak kullanıcı sözleşmesini kabul etmiş sayılırsınız.

Bunlar da ilgini çekebilir