Şirketler Hamile Olduğunuzu Eşinizden Önce Bilebilir! | Oğuz Kuş
İçerik pazarlama ve çeşitli dijital iletişim konuları üzerine kahve sohbeti...

    Kafa açıcı şeyler okumak ister misin?

    Mail adresini bırak, düzenli aralıklarla dijital medya, içerik pazarlama ve bu dünyanın ayrılmaz bir parçası olan kahve hakkında yeni içerikler mail kutuna düşsün!

    Önemli not: Mail listesine üye olarak kullanıcı sözleşmesini kabul etmiş sayılırsınız.

Şirketler Hamile Olduğunuzu Eşinizden Önce Bilebilir!

Dijital İşler, Gündelik, 11 Aralık 2016

Büyük veri ve artan önemi, ilginç veri madenciliği örnekleriyle karşılaşmamıza sebep oluyor. Verimliliği artırması ve insan kaynaklarından pazarlamaya geniş bir uygulama alanı olması sebebiyle gün geçtikçe daha fazla kurum tarafından kullanılıyor. Kâr amacı güden kurumların büyük veriyi kullandığını zaten tahmin edebiliriz fakat polis teşkilatları, hastaneler veya devlet güvenliği ile ilgili kurumlar dahil olmak üzere pek çok farklı yapıdaki kurumun büyük veri analizini kullandığını da belirtmek gerek! Bu sebeple, büyük veri uzmanlığı mesleğinin bir süredir popülerlik kazandığını söylemek mümkün.

Viktor Mayer-Schönberger ve Kenneth Cukier’in yazmış olduğu, benim de tekrar tekrar göz attığım, “Büyük Veri: Yaşama, Çalışma ve Düşünme Şeklimizi Dönüştürecek Bir Devrim” isimli kitapta insanın ufkunu açan büyük veri analizi örnekleri mevcut. Bu gönderiyi, büyük veri üzerine konuşurken her defasında bahsettiğim, Schönberger ve Cukier tarafından New York Times yazarı Charles Duhhig’den aktarılan, şoke eden bir örneği anlatmak üzere yazıyorum. Örnek, bir perakende zincirinin açıkça belirtilmemiş olmasına rağmen büyük veri analizleriyle anne adayının hamile olduğunu nasıl tahmin ettiğini gösteriyor. Kişisel verilerimizi korumamızın ne ölçekte önemli olduğuna da, bir bağlamda, işaret ediyor. Bahsedeceğim örnekte elde edilen korelasyonlar öyle dar tarihlerde çalışılmasına izin veriyor ki bu durum şirkete hamileliğin her evresi için ayrı promosyon kuponları düzenlemesi imkanını veriyor. Bu uygulamanın kâr noktasında avantajları olduğu inkar edilemez, fakat aile-içi krizlere sebep olduğu da kesin!

Duhhig, A.B.D’deki büyük işletmelerde veri analizi üzerine bir silahlanma yarışı olduğundan ve bu işletmelerin insanların hayatlarındaki değişimi tahmin etmeye çalıştıklarından bahsediyor. İnsanların hayat tarzları değiştiğinde tüketim alışkanlıklarının da farkında olmadan değiştiğinin ve bu gerçekleşirken şirketlerin bu durumun farkında olurlarsa tüketicileri etkileyebileceklerinin altını çiziyor. Duhhig, bu çerçevede az önce bahsini ettiğim perakende zinciri üzerinden bir örnekle konuşmasına devam ediyor:

“[…][Şirket] kadınların ne aldığını sürekli takip ediyor. Bunun sonucunda gördükleri şu ki eğer bir kadın kokusuz deodorant alırsa ve hemen ardından belirli tipteki vitaminler, çinko hapları veya magnezyum hapları satın alırsa; bunların hepsi o kadının hamile olduğunun sinyalleri demektir! Bu kadın hamile olduğunu ailesine bile söylememiş olabilir fakat [şirket] yaratmış olduğu algoritmayı kullanarak 2 haftalık bir zaman dilimi içerisinde [kadının hamile olduğu haberini ailesine] ne zaman söyleyeceğini tahmin edebilir. [Şirket], kadına hangi haftada, hangi gün indirim kuponu yollarsa kadının kullanabileceğini biliyor. Sadece bahsi geçen [Şirket], hangi kadının hamile olup olmadığını bilerek 1 milyar doların üzerinde kar ettiğini tahmin ediyor. Bu şirketin ve diğer şirketlerin [veri toplamak konusunda] yaptıkları ise tamamen yasal. Hiçbir yasa onların, bizi alışveriş alışkanlıklarımız konusunda profillemesine karşı çıkmıyor. Aslında bu bilgileri onlara rıza göstererek veriyoruz. Kredi kartlarına veya e-mail listelerine üye oluyoruz. Fakat mesele şu ki müşteriler gözetlendiklerini bildiği zaman bu konuda fazlasıyla endişeleniyorlar. Bu noktada [şirketin] ve diğer şirketlerin yaptığı ise [tüketiciler hakkında] ne kadar bildiklerini kamufle etmek. Hamile kadınlar bu konuda müthiş bir örnek. [Şirket], hamile olduğunu hiçbir zaman bildirmemiş bir kadına bebek ürünleriyle dolu bir reklam yolladığında belli bir yüzdedeki  müşteri grubu bu şirketten alışveriş yapmayı bırakacaktır. Çünkü gözetlenmeyi sevmemektedirler. Fakat bu şirket ne bildiğini kamufle ederse, mesela hemen yakındaki yerlere reklam koyarsa, tüketiciler kendilerine gönderilen [bebek ürünleriyle ilgili olan] kuponların tesadüfi olduğunu ve iyi bir fırsat olduğunu varsayacak, sonuç olarak kuponları kullanacaklardır.

Duhhig’in dahil olduğu bir videodan aktardığım bu konuşma, büyük veri analizlerinin işletmeler açısından bakıldığında yaratmış olduğu fırsatı gözler önüne sermekle beraber kişisel hayatın gizliliği konusunda ortaya çıkarmış olduğu sorunları da açıkça göstermektedir. Videonun yayımlandığı haberde söyleşi gerçekleştirilen veri uzmanının konu hakkında anlattıkları ise bahsi geçen olayı daha ilginç bir havaya büründürüyor.

Veri uzmanı Pole şirket için bir hamilelik-tahmin etme modeli geliştiriyor. Bir gün bir adamın elinde kızına gönderilmiş olan kuponlarla perakende zincirinin Minneapolis’teki bir dükkanına geliyor ve lisedeki kızına hamile ürünleriyle ilgili reklamların yollandığından şikayet ediyor. Yönetici, yaşanan bu durum sebebiyle özür diliyor ve tekrar özür dilemek üzere birkaç gün sonra telefonla babayı arıyor. Fakat telefonun ucundaki ses “Kızımla konuştum, zannediyorum evde bütünüyle farkında olmadığım şeyler yaşanmış, kızım Ağustosta doğum yapacak. Ben size bir özür borçluyum.” diyor.

Bu olay şirket tarafından hiçbir zaman doğrulanmıyor fakat büyük veri analizlerinin bizim farkında olmadığımız gerçeklikleri bizden önce ortaya çıkarmak noktasında daha yetenekli olabileceğinin ipuçlarını da veriyor.

Veri uzmanı Pole, haberde tüketicilere herkesten önce ulaşmanın çok önemli olduğunu ve bu durumun sadakat açısından önemli olduğu belirtiyor. Her tüketiciye bir ziyaretçi numarası atandığını ve bu tüketicinin kredi kartı veya kupon kullanma, anket doldurma, müşteri hizmetlerini arama, gönderilmiş bir e-posta reklamını açma veya web sitesini ziyaret etme gibi her faaliyetinin bu müşteri numarasıyla ve demografik bilgilerle ilişkilendirildiğini belirtiyor.

Sonuç olarak, sadece dijital dünyada bıraktığımız izler değil gündelik hayatımızda kişisel verilerimize ne kadar sahip çıktığımız da önem taşıyor. Çünkü büyük veri analizi şirketlerin, bireylerin hakkında çok fazla bilgiye sahip olmasının önünü açıyor. Veri kaynaklarının birleştirilmesi sadece yakınlarımızın değil, kendimizin bile kendimiz hakkında pek farkında olmadığımız detayların şirketler tarafından bilinmesine olanak tanıyor. Biliyorum, hepiniz bir sonraki tatiliniz için Booking.com’da arama yaptığınızda başka sitelerde gideceğiniz yer ile ilgili Google Adwords reklamları görmeye başlıyorsunuz ve bu sizin gözünüze batıyor. Fakat, yeni teknolojiler daha fazlasına imkan tanıyor! Örneği almış olduğum makalenin bütününü New York Times’ta okuyabilirsiniz. Örneği gördüğüm kitabın linkini ise yukarıda verdim. Bu konuda akaemik bir şey okumak istiyorum derseniz, birkaç yıl önce ortak yazarlarından birisi olarak yazmış olduğum Büyük Birader’den Büyük Veriye Gözetim Toplumu isimli kitap bölümüne göz atmanız mümkün.

Bu yazıya benzer gönderilerin e-posta kutunuza düşmesini isterseniz, hemen aşağıda oluşturmuş olduğum e-posta listesi formunu doldurmayı unutmayın!

    Kafa açıcı şeyler okumak ister misin?

    Mail adresini bırak, düzenli aralıklarla dijital medya, içerik pazarlama ve bu dünyanın ayrılmaz bir parçası olan kahve hakkında yeni içerikler mail kutuna düşsün!

    Önemli not: Mail listesine üye olarak kullanıcı sözleşmesini kabul etmiş sayılırsınız.

Bunlar da ilgini çekebilir