İnsanlar Neden Blog Açmıyor? | Oğuz Kuş
İçerik Pazarlama | Büyük Veri | Dijital Dönüşüm

    Kafa açıcı şeyler okumak ister misin?

    Dijital dünyada neler olduğu ile ilgili seni haberdar etmemi istersen e-posta listeme kaydolabilirsin!

    Önemli not: Mail listesine üye olarak kullanıcı sözleşmesini kabul etmiş sayılırsınız.

İnsanlar Neden Blog Açmıyor?

Dijital İşler, İçerik Pazarlama, 25 Ekim 2017

“İçerik nasıl üretilir?”  diye soruyor olmak, zannediyorum çoğu zaman bir blog yayımlamak noktasında atılan ilk adım oluyor. Fakat bu soru üzerinde çok yoğunlaşmadan, stratejik ve sürdürülebilir bir planla bu süreci başlatmak en önemlisi. Sonuçta içerik üretmek dijital çağda var olmuş olan bir faaliyet değil, kendimizi ifade etmek en ilkel dönemlerimizden beri içimizde bir yerlerde. Lascaux Mağarası’ndaki öküz resminden grunge fanzinlerine kadar uzanan farklı analog dönemlerde insanlar içerik ürettiler.

Fakat, dijitalleşme bize daha iyi olanaklar sağlıyor. Mesela içerik üretip dağıtabilmek için daha az teknik bilgiye ihtiyaç duyuyoruz. Metinlerini topladığınız fanzini bir kitapçık olarak tasarlarken sayfaların nasıl dizilmesi gerektiğini hesaplamak veya fanzini dağıtacağınız mekanların sahiplerini tek tek ikna etmek zorunda da değiliz. Yapmamız gereken tek şey Blogspot, Medium, WordPress gibi bir siteye üye olmak ya da birkaç parça yazı okuyup FTP’ye WordPress scriptinin nasıl yüklenip kurulduğunu öğrenmek. “İçerik üretmeye nasıl başlanır?” temalı fazlaca yazı var fakat benim deneyimlerim içerik üretmeye başlamamanın ardındaki sebeplerin keşfedilmesinin daha önemli olduğunu gösteriyor. Bu sebepler üç madde halinde şu şekilde özetlenebilir:

1- Başarısız Olma İhtimalinin Büyütülmesi

Burada başarısızlığı yücelten bir konuşma yapmayacağım. Tabii ki başarısız olmamak için elinizden gelenin en iyisini yapmak zorundasınız. Fakat, başarısız olma ihtimaline fazlaca takılmanın insanların hiç içerik üretmemesine sebep olduğunu gördüm.

Türkiye’de, Asya kültürleri dışında benzerine pek rastlamadığım, ilkokul yıllarımdan beri karşılaştığım, sorunlu bir durum gözlemliyorum. Bu durumu en kısa ve net haliyle “başarısız olduğumuz zaman utanç duymak gerekliliği” olarak özetlenebilir. Bu utanç duyma durumu, zannediyorum hem başarısızlıklarımızdan öğrenmemizi hem de başarısızlıklarımızdan öğrensek bile tekrar harekete geçmemizi engelliyor. Fakat, günün sonunda bir işi hata yapmadan, bütünüyle öğrenmek neredeyse mümkün değil. Başarısızlık, insan doğasında ve hayatta en az hayatta kalma iç güdüsü kadar mevcut. İnternette sıkça gördüğümüz “FAIL” kelimesini bile “first attempt in learning” şeklinde açanlar var -ki haklılar! Günün sonunda, başarısız olma ihtimalinin büyütülmesi -aslında başarısızlıktan utanılması gerektiğinin düşünülmesi- insanların içerik üretmelerini engelliyor. İçerik üretmeye başlamak için başarısız olma ihtimalini pek büyütmemek fakat efektif bir plana sahip olmak gerekiyor.

2- Detaylarda Boğulmak

İçerik üretmeye başlarken bir plana ve sürdürülebilir bir stratejiye sahip olmak gerekiyor. Bu başarısız olmanın önüne geçmek veya hataları minimize etmek için büyük önem taşıyor. Aynı zamanda ne kadar başarılı olunduğunun veya hedeflere ne oranda ulaşıldığının ölçümlenmesi noktasında da ipuçları veriyor.

Fakat içerik üretmeye başlarken yapılacak olan planda detaylara boğulmak, tüm içerik üretim sürecini tehdit eden bir durum. Neden? Çünkü, ilk etapta düşünmeniz gereken tek şey en kaliteli içeriği nasıl üretebileceğinizi, içerik akışını nasıl sağlayacağınızı ve bu akışı sağlayacak konuların nasıl bulunacağını düşünmektir. Mesela, henüz açmamış olduğunuz  kurumsal veya bireysel bir blogda, yazıların ne sıklıkta ve hangi akışta yazılacağına dair bir planınız tam oturmamış ama arama motoru optimizasyonu için link inşaası sürecinin planlanması konusunda ekibinizle tartışmalar gerçekleştiriyorsunuz. Bu senaryoda blogu açmak sanıyorum uzunca bir zamanınızı alacak. Belki bu süreçte rakipleriniz -veya başka insanlar- içeriği nasıl dağıtacaklarını bilmiyor olsalar dahi, verimli şekilde blog gönderileri yayımlayıp sağlam bir temel atmış bile olacaklar. Sonuç olarak detaylarda boğulmak, gözlemlediğim kadarıyla, insanları hiçbir zaman gerçekleştiremediği hedeflerin kucağına bırakıyor, bu durum motivasyonunu düşürüyor ve sonuç olarak içerik üretmek Alice Harikalar Diyarı’ndaki tavşana dönüşüyor.

3. Teknik Kaygılar

Bu kurumlardan çok bireylerin kendini içinde bulduğu bir paradoks. “Evet! Motiveyim, aklımda fikirler uçuşuyor ve hiç tıkanmadan üç yıl yazacak gibiyim! Fakat bir dakika, yazılarımı yayımlayacak blogu nasıl kuracağım, yazıları yayımladıktan sonra nasıl dağıtacağım, insanlara nasıl ulaşacağım?” Aslına bakarsanız teknik detayların dert edilmesi süreci içerik üretmemek ile sonuçlandığı zaman çok üzülüyorum. Çünkü, yazının başında da dediğim gibi, internet sadece komik videolara ulaşılabilecek bir yer değil, aynı zamanda ucu bucağı olmayan bir bilgi kaynağı! Bir gün içinde uygulamalarıyla bitireceğiniz bir e-kitap size WordPress bir blog yaratmanın kapılarını açabilir. Bununla uğraşmak istemiyorsanız Medium, Blogspot ve WordPress’ten bir hesap açarak hemen bloglamaya başlayabilirsiniz. Fakat teknik kaygılar çoğu zaman insanların başlamadan bitirmesine sebep oluyor ve bu ciddi anlamda üzüntü verici.

Şimdi lütfen yukarıda saydığım üç maddeyi kendi bağlamınızda düşünün ve bunların ne kadar önemsiz ayrıntılar olduğu konusunda kendinizi ikna edin. Başarısız olmayı büyütmeyin, detaylarda boğulmayın ve teknik bilginizin yetersiz olduğunu düşünüyorsanız Google’a bağlanın!

    Kafa açıcı şeyler okumak ister misin?

    Mail adresini bırak, düzenli aralıklarla dijital medya, içerik pazarlama ve bu dünyanın ayrılmaz bir parçası olan kahve hakkında yeni içerikler mail kutuna düşsün!

    Önemli not: Mail listesine üye olarak kullanıcı sözleşmesini kabul etmiş sayılırsınız.