Mikro Hikayelerle Markanız ve Tüketiciler Arasında Bağ Kurun! | Oğuz Kuş
İçerik Pazarlama | Büyük Veri | Dijital Dönüşüm

    Kafa açıcı şeyler okumak ister misin?

    Dijital dünyada neler olduğu ile ilgili seni haberdar etmemi istersen e-posta listeme kaydolabilirsin!

    Önemli not: Mail listesine üye olarak kullanıcı sözleşmesini kabul etmiş sayılırsınız.

Mikro Hikayelerle Markanız ve Tüketiciler Arasında Bağ Kurun!

İçerik Pazarlama, 27 Ocak 2018

Markalar, tüketicilerle çok uzun süredir yaratmış oldukları hikayeler ve değerler üzerinden iletişim kuruyor. Hikayeler, postmodern pazarlama yaklaşımında da karşımıza fazlasıyla çıkıyor. Örneğin, Pospíšil (1), pazarlama iletişiminin deneyimler ve hikâye önermeleri üzerine odaklanması gerektiğinin altını kalınca çiziyor. Başka araştırmacılar da hikayelerin önemine vurgu yapıyor. Mesela Fog ve arkadaşları (2), Batı dünyasının fiziksel ihtiyaçlarını karşılar hâle geldiğini ve kendi potansiyellerini keşfetmeye odaklandığını söylüyorlar. Bu noktada, marka hikayeleri tüketim bağlamında önemli bir rol oynuyor. Tüketicilerin deneyim ve hikâyeler satın aldığı bir dönemde içerik pazarlama süreçlerine mikro hikayeler entegre etmek ise markaların tüketicileriyle arasında kurmak istediği köprüyü inşa etmelerine olanak tanıyor.

Mikro hikayeler edebiyatta 300-400 kelimelik metinlerden oluşan kısa öyküler olarak tanımlanıyor. Bu durumu içerik pazarlama stratejisi dahilinde farklı yorumlayabiliriz. Ben bu noktada biraz da transmedya hikaye anlatıcılığı bakış açısı ve dijital dünyanın bize sunmuş olduğu teknik olanaklardan faydalanmanın yerinde olacağını düşünenlerdenim. Mikro hikayelerin ise içerik üretim süreçlerine dahil edilmesi noktasında ajansların müşterilerinin direncinden, kurumların ise iş yükü veya değişime direnen yönetimden yakınacağının haylice farkındayım. Fakat, bu durum teoride markalar ve tüketiciler arasında yeni ve daha insani köprüler kurabilir! Bir markanın değerini insanların zihnindeki konumu büyük ölçüde belirliyorsa markanın insanlaştırılması sizce de önemli değil mi?! Süreç şöyle işlemeli!

Mesela bir restoran işlettiğinizi düşünelim. Bu restoranda mutfakta çalışan şefleriniz, müşterilere servis yapan garsonlarınız, temizliğin dört dörtlük olmasını sağlayan elemanlarınız, müşterilerin şık bir ortamda yemek yemesi için mekanı sizin için tasarlamış olan iç mimarlarınız, en taze malzemeleri almanızı sağlayan manavınız, eti tam istediğiniz gibi kesen kasabınız, müşterilerinize en lezzetli peyniri tedarik eden peynircileriniz, belki de bu içeceklerini satın aldığınız bir tedarikçiniz var. İşte bu süreçteki her bir insan koca bir mikro hikaye! Bu insanların her birinin nasıl çalıştığı, evden işe nasıl geldiği,  müşterilere nasıl davrandığı müşterilerin mimiklerini nasıl okuduğu, hangi bakış açısıyla müşterilere hizmet verdiği koca bir mikro hikayenin temel sorularından birisi olabilir. Mesela bir garson güneşli bir havada işini yapmayı daha mı çok seviyor, bir şefi yemeğin kokusunu içine çekip mutluluğu yüzünden okunan bir müşteri mi mutlu ediyor ya da bir iç mimarı tasarlamış olduğu mekanın loş ışığında kadeh tokuşturan bir çift mi işini daha iyi yapmaya motive ediyor?

Çok açık şekilde bu soruların tüm muhtemel cevapları insani hikayelerden oluşuyor ve insanla ilgili bu mikro hikayeler markanızın hedef kitlenizle insani bir etkileşim yakalamasının önünü açıyor. Ancak, bu süreç doğru yönetildiği zaman büyük bir etki  yaratacaktır. Bu noktada içerik pazarlama perspektifi  göz  önünde bulundurulacağı gibi transmedya hikaye anlatıcılığı da  büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda bir hikayeyi farklı sosyal ağlarda o sosyal ağların farklı doğalarına göre formatlamak ve her birinde hikayenin bir parçasını anlatıyor olmak önem taşımaktadır (Bkz. Örümcek Adam – çizgi romandan filmlere uzanan medyalararası bir hikaye). Böylece farklı kanallardan, farklı potansiyel müşterilere ulaşılabileceği gibi müşteriler kanallar arasında daha istekli şekilde dolaşmaya teşvik edilebilir. Bu durum da marka ve tüketici etkileşimini arttıran bir etmen olarak marka ile tüketiciler arasında daha sağlam köprüler kurulmasına olanak tanıyabilir. Sizce de bu sebeple, sosyal ağlarda tamamen insan hikayelerine veya çevredeki basit konulara odaklanan video girişimleri fazlaca ilgi görmüyor mu? Aşağıya benim de severek takip ettiğim birkaç video formatında mikro hikaye bırakıyorum (ilki 60 Second Docs, ikincisi Nas Daily’den, üçüncüsü Great Big Story’den), hepsinin çok basit sorular üzerinden video içerik üreterek ciddi oranda etkileşim aldıkları gün gibi aşikar! Marka hikayeniz ve içerik stratejiniz için ilham vermesi dileğiyle!

 

 


(1) Pospíšil, J. (2014). Post – modern marketing and marketing communications
(2) Fog, K., Budtz, C., & Yakaboylu, B. (2005). Storytelling: Branding in Practice. Heidelberg: Springer Verlag.

    Kafa açıcı şeyler okumak ister misin?

    Mail adresini bırak, düzenli aralıklarla dijital medya, içerik pazarlama ve bu dünyanın ayrılmaz bir parçası olan kahve hakkında yeni içerikler mail kutuna düşsün!

    Önemli not: Mail listesine üye olarak kullanıcı sözleşmesini kabul etmiş sayılırsınız.